top of page
Ara

Suyun Toprakla İlişkisi

Suya muhtacız ve fakat onu tanımıyoruz. Hatta ne işe yaradığı ile ilgili bilgimiz de eksik.


Suyun toprakla bağı zannettiğimizden çok daha fazla; hem olumlu hem olumsuz anlamda.


Toprakta olması gereken (yok etmediysek) yararlı mikroorganizmalar, başka bakteri ve mantarlar (fungi), toprağa bir yapı kazandırırlar. Bu öyle bir yapıdır ki yeraltı mağaralarına yada bal peteğine benzer. İçinde havanın dolaşabileceği tünelleri vardır.

Su bu tünellerde geçerek, aslında en önemli işlevini yerine getirir; havanın değişimi.

Suyun hareketi ile birlikte toprak içindeki hava temizlenir, yenilenir, oksijenlenir. Oksijenin olduğu ortamda yararlı organizmalar gelişir; toprağı ve bitkiye beslemeye devam ederler.


Toprak altındaki organizmaların bazıları kendi ağırlığının on katına kadar suyu vücutlarında tutma kapasitesine sahiptir. Ne kadar mucizevi. 60 kg ağırlığındaki bir insanın 600 kg suyu beraberinde taşıdığını düşünün. Bu canlılar su deposu işlevini görürler ve ne kadar çok var olurlarsa toprağın o kadar az sulanmaya ihtiyacı olur. Dolayısıyla hem sudan tasarruf sağlanır hem de kuram mevsimlerde toprak canlılarının ve bitkilerin güçten düşmesi, hastalanması engellenir.

Suyun akışkanlığı yani hareket halinde olup olmaması, içinde barınan mikroorganizmaların türüne ve işlevine etki etmektedir.

Düşük yada tükenmiş oksijenin olduğu ortamlarda yararlı organizmalar barınamazlar; en iyi ihtimalle uyku durumuna geçerler. Onların yerini zararlı olanlar almaya başlar. Yani durgun su hastalığa ve diğer zararlılara davet ihtimalini hızla artırır.


Bir de suyun en çok bilinen erozyon etkisi vardır ki bitkisiz üst topraklarda en sık görünen durumdur. Bunun yanında sıkışmış alt tabaka toprakların üzerinde de su birikir ve bir eğim var ise, biz hiç farkına bile varmadan o katmandan toprağımız alıp götürür.


İşte bunlar suyun toprağımızla olan hikayesinin bazı parçalarıdır.





40 görüntüleme0 yorum

Comments


bottom of page